Efil Journal 2/5 2019

EfilJournal C2 S5

Inequality, Work, Poverty and Economic Policies: A Link to Explain the Latin American Protracted Malady
(Eşitsizlik, İş, Yoksulluk ve Ekonomi Politikaları: Latin Amerika’nın Uzun Süreli Rahatsızlığını Açıklamak İçin Bir Bağıntı)

Alicia Puyana Mutis

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 8-35. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 8-35.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

For centuries, inequality has worried philosophers, economists, politicians, governments.
The evidence that at least since the mid-1970s inequality has increased reinstated the
debate about its roots, effects and policies to treat it. By focusing in income rather in wealth
concentration economic theory obscured the roots of many forms of inequality, let it be
income, wage, education, health inequality, and hid the primary distribution of income. By
doing so, economics presents these effects as causes of inequality and acts on the former,
thus leaving the latter intact. This paper presents some of the theoretical elements that have
shaped the analysis of inequality since mid-XX century and have supported the economic
policies to address inequality. It ends with a review of long-term inequality in Latin America.

Keywords: Income Inequality, Wealth, Poverty, Work, Economic Policies, Economics, Latin
America
JEL Classification: A, B, C, N, O, P, D

Yüzyıllarıca eşitsizlik filozofları, iktisatçıları, politikacıları, devletleri kaygılandırmıştır.
1970’lerin ortalarından bu yana artan eşitsizliğin kanıtı, eşitsizliğin kökenleri, etkileri ve
bunu gidermek için uygulanabilecek politikalara dair tartışmaları yeniden başlatmıştır.
Servetin toplanması yerine gelire odaklanarak iktisadi teori gelir, ücret, eğitim, sağlık ve
temel gelir dağılımı olsun pek çok eşitsizliğin köklerini gizlemiştir. Böyle yaparak iktisat,
bu etkileri eşitsizliğin nedenleriymiş gibi gösterdi ve üzerinde çalışarak nedenleri sormayı
bıraktı. Bu çalışma yirminci yüzyıldan beri eşitsizliğin analizine şekil veren ve eşitsizliği
gidermek için uygulanan politikları destekleyen teorik etkenleri sunmaktadır. Latin
Amerika’daki uzun süreli eşitsizliğin bir değerlendirmesi ile bitmektedir.

Anahtar Kelimeler: Gelir Eşitsizliği, Refah, Yoksulluk, İş, Ekonomi Politikaları, Ekonomi
Latin Amerika
JEL Sınıflandırması: A, B, C, N, O, P, D


Gelir Eşitsizliği ve Tüketici Kredileri: 2008 Finansal Krizine Thorstein Veblen’in Yaklaşımı
(Income Inequality and Consumer Loans: Thorstein Veblen’s Approach to the 2008 Financial Crisis)

Ercan Eren, Volkan Kaymaz

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 36-67. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 36-67.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

 

Toplayıcılıktan, tarıma ve dolayısıyla yerleşik hayata geçilmesi özel mülkiyetin ortaya
çıkmasına yol açmış bununla birlikte gelir-servet eşitsizlikleri her daim tartışılan konulardan
olmuştur. Çalışmalarında sosyal konuları da ele alan kurumsal iktisadın kurucusu, Thorstein
Veblen de gelir eşitsizliği ve tüketim davranışları hakkında çalışmalarda bulunmuştur.
Son yıllarda Hyman Minsky’nin geliştirdiği Finansal İstikrarsızlık Hipotezi ve Veblen’in
krediler ve gelir eşitsizliği temelli ekonomik krizlere dair düşünceleri, Veblen-Minsky
Konjonktür Teorisi adıyla kavramsallaştırılmış ve 2008 Finansal Krizi’nin analizi için önemli
bir araç olmuştur. Bu çalışmada Veblen-Minsky Konjonktür Teorilerini kullanarak, 2008
Finansal Krizi temelinde çıkarımlarda bulunmak amacıyla Finansal İstikrarsızlık Hipotezi
ve Veblenyen tüketim dinamiklerinin birleştirildiği modelde gelirleri azalan bireylerin
mevcut tüketim kalıplarını değiştirmemek için tüketici kredileri taleplerini artırmasının
bireysel servetlerine olan etkisinin yanı sıra ekonominin geneline olan etkisinin incelenmesi
amaçlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre hanehalkları arasındaki gelir eşitsizliğinin ekonomik
istikrar üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı, öykünme güdüsüyle yapılan tüketimin, toplam
harcamaları artırmasının beraberinde ilerleyen dönemlerde gayri safi yurt içi hasılayı azalttığı
ve gelir dağılımında dengesizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kurumsal İktisat, Finansal Kriz, Stok Akım Tutarlı Modeli
JEL Sınıflandırması: B15, D10, E21, G01

From aggravation to agriculture and settled life led to the emergence of private property.
Thus, income-wealth inequality has always been one of the topics discussed. Thorstein
Veblen, the founder of corporate economics, which deals with social issues in his works,
has also worked on income inequality and consumption behavior. The Financial Instability
Hypothesis developed by Hyman Minsky and Veblen’s views on the economic crises based
on loans and income inequality have been conceptualized as Veblen-Minsky Business
Cycle Theory. This theory became an important tool for the analysis of the 2008 Financial
Crisis. In this study, it is aimed to make inferences based on 2008 Financial Crisis by using
Veblen-Minsky Business Cycle Theory. According to the results of the analysis, income
inequality among households has negative effects on economic stability and consumption
spending through emulation motivation increases total expenditures but in the following
periods, gross domestic product decreases and inequality in income distribution increases.

Anahtar Kelimeler: Institutional Economics, Financial Crisis, Stock Flow Consistent Model.
JEL Classification: B15, D10, E21, G01


Refahın İfade Özgürlüğü Vasıtasıyla Ençoklaştırılması: İnsan Hakları ve İnovasyon Arasındaki İlişki
(Maximizing Welfare Through Freedom of Expression: The Interface Between Human Rights & Innovation)

Gönenç Gürkaynak

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 66-91. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 66-91.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

Bir toplumun toplam refah seviyesini ençoklaştırabilmek için hem bir iktisatçının hem
de insan hakları uzmanının bakış açılarını dikkate alan, disiplinler arası bir yaklaşıma
ihtiyaç vardır. Bu iki disiplin arasındaki ilişki ve karşılıklı etkileşim, toplumsal refahın
nasıl ençoklaştırılabileceğini ve sürdürülebilir kalkınmanın nasıl mümkün kılınabileceğini
anlamak açısından büyük önem taşır. Bu bağlamda, refah seviyesini ençoklaştırmak
hedefine ulaşmak bakımından iki önemli yapı taşı bulunmaktadır: İnsan hakları ve
inovasyon. İfade özgürlüğü, toplumdaki diğer, insan haklarının desteklenmesini, aynı
zamanda inovasyonun geliştirilmesini sağlayan en elverişli ve en etkili araç olarak karşımıza
çıkar. Zira, fikirler yeni fikirleri geliştirecek, fikirler arasında sağlıklı ve üretken bir rekabet
ortamı oluşacak, bu şekilde yenilikçi düşünceler, keşifler ve teknolojiler ortaya çıkacaktır.

Anahtar Kelimeler: Toplumsal Refah, Kalkınma, İnovasyon, İfade Özgürlüğü, Refahın
Ençoklaştırılması
JEL Sınıflandırması: I30, K21, K38, O30

In order to maximize the total welfare of a society, an interdisciplinary approach should
be adopted by taking into account the perspectives of both an economist and a human rights
specialist. The interface and interplay between these disciplines is the key to understanding
how to maximize total welfare and unlocking sustainable development. In this context, we
identify two main building blocks that are essential to achieving this task: human rights
and innovation. Freedom of expression comes to the forefront as the most versatile and
effective tool for promoting other human rights in society and fostering innovation at
the same time, as ideas will breed new ideas and propagate the healthy and productive
competition of ideas, leading to innovative thoughts, discoveries and technologies.

Keywords: Total Welfare, Development, Innovation, Freedom of Expression, Welfare Maximization
JEL Classification: I30, K21, K38, O30


Diplomalı Aylak Sınıf: Gösterişçi Tük etim Süreci Olarak Türk Yükseköğrenim Sistemi
(Educated Leisure Class: The Turkish Higher Learning System as a P rocess of Conspicuous Consumption)

Altuğ Yalçıntaş, Büşra Akkaya

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 92-125. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 92-125.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

Türkiye’de üniversite çağına gelen öğrenciler, yükseköğrenim görecekleri kurumları hangi
faktörlere göre tercih etmektedirler? Bu çalışmada, iktisat bölümlerine ilişkin olarak ÖSYM
tarafından sağlanan verilere odaklandık. Kuramsal olarak, Thorstein Veblen’in aylak sınıfa
ilişkin katkılarını yeniden değerlendirdik ve Veblen’in Amerikan üniversitelerine ilişkin
eleştirisini Türk yükseköğrenim sistemine uyguladık. Şu sonuçlara ulaştık: (1) En yüksek taban
puanla öğrenci kabul eden iktisat bölümleri, İngilizce eğitim yapan ve kabul ettiği az sayıdaki
öğrenciye tam burs veren vakıf üniversiteleri ile İngilizce ya da Fransızca eğitim yapan bedelsiz
(ücretsiz) elit kamu üniversitelerinin bünyesindeki iktisat bölümleridir. (2) Geçmişte akademik
performansının yüksek olduğu kabul edilen iktisat bölümleri, birçok adayın tercihiyken, bugün
bu bölümler eksik kontenjanla eğitime devam etmekte ya da başarı sıralaması daha düşük
öğrenciler tarafından tercih edilmektedir. Öğrenciler ve aileler, yükseköğrenim kurumlarına,
ustalık, hüner ve kabiliyet kazanabilecekleri bir eğitim sürecinin parçası olarak bakmaktan
ziyade, profesyonel kariyerlerinde kendilerine dayanağı olmayan bir itibar sağlayacak, temelinde
israf kültürünün bulunduğu gösterişçi birer tüketim malı gözüyle bakmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Akademik Enflasyon, Diplomalı İşsizlik, Gösterişçi Tüketim, Veblen
JEL Sınıflandırması: H52, H75, I23, I26, P46

According to which factors do young individuals in Turkey make decisions when they
choose their institutions of higher learning? In this paper, we focus our attention on the data
of undergraduate economics students provided by the Measuring, Selection, and Placement
Center (ÖSYM). On the theoretical level, we re-evaluate the contributions of Thorstein Veblen
on leisure class and apply his critique of American universities to the Turkish higher learning
system. Our conclusions are the following: (1) The economics departments chosen by the most
successful candidates today are either private universities that provide an education in English
with full tuition waivers offered only to a small number of students or elite state universities
that provide English or French medium language education without any tuitions at all. (2)
The economics departments that enjoyed a high reputation and therefore were chosen by
the most successful students in the past are currently under-recruited (i.e. unable to attract
large numbers of students and chosen by the less successful candidates). Candidates and
their families see higher learning as a commodity of conspicuous consumption, rather than a
process through which they can acquire skills, talents, and abilities.

Keywords: Academic Inflation, Youth Unemployment, Conspicuous Consumption, Veblen
JEL Classification: H52, H75, I23, I26, P46


Türkiye’de Kimya Sektörü Kur Artış ve Azalışlarından Ne Derece Etkileniyor?
(To What Extent is the Chemistr y Sector in Turkey Affected by Exchange Rate Increase and Decrease?)

Alibey Kudar

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 126-139. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 126-139.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

Net ithalatçı veya ihracatçı firmalar, döviz kurlarındaki değişimlere duyarlıdır
ve bu durum mal piyasası teorisiyle açıklanabilir. Bu noktadan hareketle çalışmada,
döviz kurları artar veya azalırken, Türkiye’deki kimya sektörünün borsada işlem gören
firmalarının performansı incelenmiştir. Firmalar net döviz açıklarının bilanço pasiflerine
oranı bakımından dört gruba ayrılmıştır. İlk gup, en fazla döviz açığına sahip grup
olurken, dördüncü grubun en az, hatta hiç döviz açığı bulunmamaktadır. Analizde, 2005
Ocak – 2006 Aralık (kur azalışlarını temsil eden örneklem) ve 2015 Ocak – 2016 Haziran
(kur artışlarını temsil eden örneklem) dönemleri haftalık verilerle ayrı ayrı incelenmiştir.
Grup performansları, Sharpe, Treynor, Jensen Alpha ve Treynor Mazuy gibi performans
ölçüm metotlarına göre analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, performansla net döviz
borçluluğu arasında ilişkiye rastlanamadığını işaret etmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kimya Sektörü, Hisse Senetleri, Performans Analizi, Döviz Kuru Artışı,
Döviz Kuru Azalışı, Sharpe Ölçütü, Treynor Mazuy Modeli, Treynor Ölçütü, Jensen (Alfa)
Ölçütü, Net Döviz Borcu
JEL Sınıflandırması: G10, G11

Net importer or exporter firms are sensitive to change of exchange rates and this might
be explained by goods market theory. Based on that approach, in this study, while exchange
rates increase or decrease, the chemistry sector is investigated in terms of the performances
of firms in the Turkish stock market. The firms are divided into four groups as per their
ratio of net foreign exchange deficits to liabilities and stockholders’ equity. The first group
has the most net foreign exchange deficit, while the fourth group has the least or no deficit.
In the analysis, the periods of 2005 January -2006 December for exchange rate decreases
and 2015 January – 2016 June for exchange rate increases are separately investigated
through weekly data. The group performances are evaluated according to Sharpe, Treynor,
Jensen’s Alpha and Treynor Mazuy methods. The results indicate that there is no relation
between the performance and net foreign exchange deficits.

Keywords: Chemistry Sector, Shares, Performance Analysis, Exchange Rate Increase,
Exchange Rate Decrease, Sharpe Ratio, Treynor Mazuy Model, Treynor Ratio, Jensen’s Alpha,
Net Foreign Exchange Deficit
JEL Classification: G10, G11


Bölgesel İktisat Çalışmaları İçin Yeni Bir Veri Seti: Türkiye’de İllere ve Bölgelere Göre Or talama Eğitim Süresi, 1970-2017
(A New Data Set for R egional Economics Studies: Average Years of Schooling in T urkey by Provinces and Regions, 1970-2017)

Orhan Karaca

Efil Ekonomi Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 5, Mart 2019, 140-151. (Efil Journal of Economic Research, Volume 2, Issue 5, March 2019, 140-151.)

Makaleyi satın almak için info@efiljournal.com adresine mail atınız./Please send an email to info@efiljournal.com to purchase the article.

Beşeri sermaye, bir ülkenin nüfusunun sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübelerin
toplamı olarak tanımlanabilir. 1980’li yıllarda geliştirilmeye başlayan içsel büyüme
teorilerine göre, beşeri sermaye ekonomik büyümenin önemli bir belirleyicisidir. Doğrudan
ölçülmesi mümkün olmayan beşeri sermayenin en sık kullanılan temsili göstergelerinden
biri, yetişkin nüfusun ortalama eğitim süresidir. Bu çalışmada, Türkiye’deki bölgesel
iktisat yazınına katkıda bulunmak amacıyla, yapılacak çalışmalarda beşeri sermayenin
bir göstergesi olarak kullanılmak üzere, iller ve bölgeler düzeyinde, 25 yaş üstü nüfusun
ortalama eğitim süresine ilişkin bir veri seti oluşturulmuştur. Bu veri setinde 1970, 1975,
1980, 1985, 1990, 2000 yılları ile 2008-2017 dönemine ait veriler mevcuttur. Çalışmanın
amacı bu veri setini kullanarak bölgelerin beşeri sermaye düzeyinin ele alınan dönemde
nasıl değiştiğini incelemektir. Bu amaçla 12 bölge bazında karşılaştırmalar yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Eğitim, Bölgesel İktisat
JEL Sınıflandırması: J24, I20, R10

Human capital can be defined as the sum of the knowledge, skills and experiences
possessed by a country’s population. According to the theories of endogenous growth that
began to develop in the 1980s, human capital is an important determinant of economic
growth. One of the most frequently used proxy indicators of human capital that can not be
measured directly, is the average years of schooling of the adult population. In this study,
in order to contribute to the literature of regional economics in Turkey, to be used as an
indicator of human capital in the studies, at the level of provinces and regions, a data set
has been created including the average years of schooling of the population over 25 years
old. This data set contains data for the years 1970, 1975, 1980, 1985, 1990, 2000 and the
period 2008-2017. The aim of the study is to examine how the level of human capital in the
regions has changed during the period under consideration by using this data set. For this
purpose, comparisons were made based on 12 regions.

Keywords: Human Capital, Education, Regional Economics
JEL Classification: J24, I20, R10